1. YAZARLAR

  2. ŞEYH FARİS FALİH EL-HAZRECİ

  3. Türkiye Yalnız Değildir
ŞEYH FARİS FALİH EL-HAZRECİ

ŞEYH FARİS FALİH EL-HAZRECİ

Yazarın Tüm Yazıları >

Türkiye Yalnız Değildir

A+A-

Bugünlerde Türkiye düşmanı Rusya, dış mihraklar tarafından tezgâhlanan komplolar ve onlara uşaklığı izzet bilen içteki kuklalarıyla mücadele etmektedir.

Rusya ayısının, haçlı sürüsünün ve lanetli Yahudilerin kadim kini-garezi Türkiye’nin izlediği politikalardan dolayı tekrar hortlamıştır.

Türkiye’ye karşı sergilenen bu düşmanlık yeni değildir. 1. Dünya savaşına çarlık Rusya olarak iştirak eden ve Sykes-Picot[1] antlaşması gereği İstanbul’u topraklarına katmayı planlayan Rusya 1917 ihtilalinde[2] yıkılınca, (ittifak devletlerince imzalanan) gizli antlaşmalar ortaya çıkmış ve haince olan bu planları suya düşmüştür. İşte Rusya ayısına bu kin ve düşmanlık o günlerden miras kalmıştır.

Rusya’nın kini yeniden hortlamıştır. Çünkü Türkiye, Suriye savaşında kimsenin yardım etmediği Suriyelileri desteklemiştir.

Türkiye’nin İslam ümmetine yönelik yaptığı bu hamilik ve ümmeti bağrına basması Allah (azze ve celle)’a ve resulüne düşmanlık edenlerin kinini bir kat daha artırmıştır.

Kinlerinden şu anda parmaklarını ısırmaktadırlar. Çünkü Türkiye’nin onlara olan borçlarını ödemesi ve ataları, Osmanlı devletinin tarih sahnesinde doldurduğu boşluğu günümüzde tekrar doldurmak için sarf ettikleri çaba düşmanlarının sinirden küplere binmesine neden olmaktadır.

Türkiye ümmete karşı hamilik yaptığı, gözetip kolladığı sürece bu düşmanlık ve desiseler son bulmayacaktır.

Batı dünyası Araplar ve Türkler arasındaki ihtilaf-fitne ateşini sürekli olarak canlı tutmak için iki taraf arasında vuku bulan eski ayrılıkları-anlaşmazlıkları kullanmaktadır. Ama batı dünyasının unuttuğu bir şey var ki Türkleri, Arapları ve diğer kavimleri toplayan\bir arada tutan harç islamdır.

Evet, İslam hepimizi toplayan bir çadırdır. Bugün Türkiye’nin karşı karşıya kaldığı ve mimarlığını yarasaların ve birleşmiş milletler ödleklik konseyinin üstlendiği komplolara karşı Müslümanların duruşlarını irdelemeye çalışacağız

Evet, Suriye’de asker ya da sivil ayırmaksızın katliam yapan,

Türkiye’de asker ya da sivil ayırmaksızın kanlı eylemler yapan,

Bütün bunlardan sonra kendi halklarının haklarını savunduklarını –gerçek tabi ki böyle değildir- iddia eden ve amacı sadece dış mihrakların amaçlarına çanak tutmak olan bu terör çeteleri bugün hedeflerine Türkiye halkını parçalamayı koymuşlardır. Hedeflerine ulaşmak için kavmiyetçiliği kullanmaktadırlar. Biz çok iyi biliyoruz ki bu safsata birleşmiş milletler güvenlik (ödleklik) konseyinin zırvalarından başka bir şey değildir.

Öyle ki Türkiye’ye karşı gözcü kesilen o gözler, Rusya’nın, Nusayri Esed çetelerinin ve Kürt milislerinden oluşan grupların yaptığı, Araplara karşı yürütülen etnik temizliğe\soy kırımına karşı körleşmiştir.

Ödleklik konseyi, Türkiye’nin kendi topraklarını ve halkını savunmasını eleştiriyor.

İşte burada akıllara şu soru geliyor: Günümüzde meydana gelen bu olaylara karşı duruşumuz ne olacak?

Delillere geçmeden önce şunları söylemekte fayda var:

Türkiye’nin ümmeti karşı izlediği politika İslam kardeşliğidir. Allah (azze ve celle) şöyle buyurmaktadır: Gerçekten, sizin bu ümmetiniz tek bir ümmettir (Enbiya suresi, ayet 92)

Türkiye’nin kazanması için Müslümanların tamamının destek olmaları vaciptir.

Bir mesele var ki çok ama çok iyi anlaşılması gerekmektedir. Bugünkü İslam düşmanları Türk, Arap ya da hangi kavimden olursa olsun Müslüman olan herkesi hedef tahtasına oturtmuşlardır.

Unutma ki

Müslümanlarla yardımlaşmak farzdır.

Kuranı Kerim, Müslüman kardeşine destek olmanın delillerini şöyle zikretmektedir:

Bu konudaki birçok delilden birkaçı şunlardır:

Allah (azze ve celle) şöyle buyurmaktadır: Eğer din konusunda sizden yardım isterlerse, sizinle aralarında sözleşme bulunan bir kavme karşı olmadıkça, yardım etmek üzerinize borçtur. Allah, yaptıklarınızı hakkıyla görendir.(Enfal suresi, ayet 72)

Numan bin Beşir’den rivayetle Allah resulü (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmaktadır:  Müminler birbirini sevmede, birbirlerine karşı sevgi ve merhamet göstermede tek bir beden gibidir. O bedenin bir organı acı çektiği zaman, bedenin diğer organları da uykusuzluk ve yüksek ateş çekerler.(Buhari)

Bütün Müslümanlar bir kişi (bir vücut) gibidir. Eğer gözü rahatsızlanırsa bütün vücut bundan rahatsız olur. Baş ağrıdığı zaman bütün vücut ızdırap çeker. (Müslim)

Allah resulü (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: Din kardeşin zalim de mazlum da olsa ona yardım et." Ey Allah’ın resulü! Kardeşim mazlumsa ona yardım edeyim. Ama zalimse nasıl yardım edeyim, söyler misiniz? dedi. Efendimiz: "Onu zulümden alıkoyar, zulmüne engel olursun (Buhari)

"Her Müslüman’ın sadaka vermesi gerekir" buyurdu. Kendisine:

"Ya bulamayan olursa?" diye soruldu.

"Eliyle, çalışır, hem kendisi için harcar, hem de tasadduk eder" cevabını verdi.

"Ya buna güç yetiremezse” diye soruldu,

"Bu durumda, bir ihtiyaç sahibine yardım eder" dedi. (Buhari ve Müslim)

Allah resulü (sallallahu aleyhi ve sellem)’nün verdiği örneği iyice düşünün. Efendimiz şöyle buyurmaktadır:

Müminler birbirini sevmede, birbirlerine karşı sevgi ve merhamet göstermede tek bir beden gibidir. O bedenin bir organı acı çektiği zaman, bedenin diğer organları da uykusuzluk ve yüksek ateş çekerler. (Buhari)

Allah resulü (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmaktadır: Müminler birbirlerine kenetlenmiş bir binanın tuğlaları gibidirler. Bu sözleri söylerken parmaklarını kenetlemiştir.

Müminlerin kanı eşittir. Onlar içlerinden en alttakilerin verdiği emana uyarlar. En uzaktakilere karşı korurlar. Onlar kendilerinden başkalarına karşı tek bir el gibidirler. (Ebu Davud)

Ey Rabbim İslam’a ve Müslümanlara yardım et.

Ey Rabbim Türkiye’yi bütün tuzaklardan koru.

Ey Rabbim bu beldeyi ve diğer Müslüman beldelerini emin ve güvenilir kıl.

 

Yazan

Farsi Falih el Hazreci

09-02-2016

Tercüme

Selman TEKİN

 

 

 

 

[1] Birinci dünya savaşı sırasında İngiltere ve Fransa’nın Ortadoğu topraklarındaki çıkarlarını korumak ve genişletmek adına yaptıkları gizli antlaşma (Şubat-1916) –ç.n-

[2] 1917 senesinde çarlık Rusya’sının yerini S.S.C.B'ye bırakmasına sebep olan halk ihtilalidir. Ekim ayında gerçekleştiği için Ekim ihtilali olarakta bilinir.-ç.n-

Bu yazı toplam 5524 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.